Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting
Anasayfa Yurtiçi Gezilerim İstanbul Nasıl Bir Yer

İstanbul Nasıl Bir Yer

  • Adının kökeni
  • Coğrafya
  • Çevre
  • Ekonomi
  • Nüfus
  • Ticaret ve sanayi
  • Turizm
  • Kültür ve sanat
  • Şenlik ve kutlamalar
  • İSTANBUL

    Toprakları Asya ve Avrupa anakaralarına yayılan kıtalararası bir il olan İstanbul'un Çatalca Yarımadası üzerinde bulunan toprakları Avrupa yakası, Kocaeli Yarımadası üzerinde bulunan topraklarıysa Anadolu yakası olarak adlandırılır.İlin iki yakasını birbirinden İstanbul Boğazı ayırır.İstanbul ili kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi, batıda Tekirdağ, doğuda da Kocaeli ile komşudur. İl toprakları 39 ilçe belediyesine bölünmüş olup; bu belediyelerin tümü İstanbul Büyükşehir Belediyesi çatısı altında toplanmıştır. 10 Temmuz 2004 tarihinde çıkarılan bir yasayla İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları il mülkî sınırlarıyla eş hâle getirilmiştir. Son yıllarda birbiri ardına ortaya çıkartılan arkeolojik bulgularla il topraklarında insanlık tarihine ilişkin önemli bilgiler elde edilmiştir. İl sınırları içindeki Yarımburgaz Mağarası'ndan çıkarılan taş aletlerle, ilkel insan izlerinin 400.000 yıl öncesine dayandığı ortaya çıkmıştır.Anadolu Yakası'nda yürütülen kazı çalışmaları ve bunlara bağlı araştırmalar, ilde tarım ve hayvancılığa dayalı ilk yerleşik insan topluluğunun İ.Ö. 5500'lere tarihlenen Fikirtepe Kültürü olduğunu göstermiştir.Bu arkeolojik bulgular yalnızca İstanbul'un değil, tüm Marmara Bölgesi'nin en eski insan izleridir.İstanbul ili sınırları içinde kent bazında ilk yerleşimler ise Anadolu Yakası'nda Kalkedon; Avrupa Yakası'nda Byzantion'dur. İlin bugünkü topraklarında tarih boyunca pek çok farklı güç egemenlik sürmüştür. Yunan şehir devletleriyle başlayan bu süreç Roma, Bizans, Latin ve Osmanlı imparatorluklarıyla sürmüş; il toprakları son olarak Türkiye Cumhuriyeti yönetimine girmiştir. Cumhuriyet dönemi öncesinde egemenliği altında olduğu devletlere binlerce yıl başlentlik yapan İstanbul, 13 Ekim 1923 tarihinde başkentin Ankara'ya taşınmasıyla bu özelliğini yitirmiş; ancak ülkenin ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, eğitim, kültür ve sanat merkezi olma özelliğini sürdüregelmiştir. Karadeniz ile Marmara Denizi'ni bağlayan ve Asya ile Avrupa'yı ayıran İstanbul Boğazı'na ev sahipliği yapması nedeniyle, İstanbul ilinin jeopolitik önemi oldukça yüksektir.Bugün tamamına yakını doldurulmuş olan ya da kaybolan doğal limanları vardır. Bu özellikleri yüzünden bölge toprakları üzerinde uzun süreli egemenlik anlaşmazlıkları ve savaşlar yaşanmıştır. Başlıca akarsular Riva, Kâğıthane ve Alibey dereleridir.İl toprakları az engebelidir ve en yüksek noktası Kartal ilçesindeki Aydos Dağı'dır.İldeki başlıca doğal göller Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Durusu gölleridir.İl ve yakın çevresinde, Karadeniz ile Akdeniz makro iklimleri arasında geçiş özellikleri görülür.Hava sıcaklıkları ve yağış ortalamaları düzensiz; bitki örtüsü dengesizdir.

    Adının kökeni

    İstanbul ili adını, eskiden beri ilin merkezi konumunda olan İstanbul kentinden almaktadır. Tarih boyunca İstanbul kentine verilen onlarca ad içinde, Türkler tarafından yaygın biçimde benimseneni ve günümüzde kullanılanı İstanbul'dur. Bu adın "eis tin polin" (Yunanca: εις την πόλιν) tamlamasından geldiği sanılmaktadır.Bu tamlama, o dönem Yunancasında "şehirde", "şehrin içinde", "şehiriçi" gibi anlamlara gelmekteydi.Ayrıca halk dilinde "n" ünsüzüne bitişen "p" sesi "b" sesine dönüşüyordu.Bu bağlamda İstanbul adının kökeni pek çok kaynakta bu tamlamayla ilişkilendirilmektedir. İ.S. 2'nci yüzyıldan kalma Ermeni kaynaklarında da Istanbol ya da Istınbol biçiminde anılan şehir adının, Türkçeye bu şekilde giriş yapmış olması olasıdır.Halûk Tarcan araştırması ise İstanbul adının kökeninin Yunanca ya da Ermenice değil Türkçe olduğunu ve "astan bolıq"tan geldiğini göstermektedir. As, Ön-Türkçe'de "uzay", "Tanrı beldesi" gibi anlamlara gelmekteydi. As kökünden As/qan (Tanrı beldesinde asılı) doğup zamanla Astan olmuş ve Hitit diline İstan olarak geçmiştir. "Bolıq" ise kent demektir ve bu kelimenin günümüzde Bolu, Gelibolu, Safranbolu, Hayranbolu ve Tirebolu gibi yaşayan örnekleri vardır. Bu iki kelime, "Astan-bolıq" bize "cennetsel kent" anlamını vermektedir.Osmanlı döneminde şehir merkezi için kullanılan adlar çeşitlilik gösterse de vilayet çapında adlandırma hemen hemen sabit kalmıştır. İstanbul kentine ev sahipliği yapan üst idari birimin, şehirle aynı adı taşıması Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma bir uygulamadır. Roma egemenliği altındayken ilin topraklarının bulunduğu eyalet ise Avrupa Yakasında Trakya ; Anadolu Yakası'nda Bitinya eyaletiydi.

    Coğrafya

    İstanbul ili toplamda 5.343 kilometrekarelik bir alanda, iki büyük yarımada (Çatalca ve Kocaeli) ve irili ufaklı adalar üstünde kuruludur.İlin komşuları kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara Denizi, batıda Tekirdağ ve doğuda Kocaeli'dir. 12.5 milyonu aşan nüfusuyla ülkenin en kalabalık ilidir. Ülke nüfusunun %17.8'i İstanbul ilinde yaşamaktadır. İstanbul Boğazı ile kabaca ikiye bölünen ilin toplam kıyı uzunluğu 647 kilometredir.Bulunduğu konum itibarıyla Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş bölgesidir. Bu nedenle yağış, hava sıcaklığı, bitki örtüsü gibi coğrafi ögelerin dağılımı il çapında düzensizdir.

    Çevre

    İstanbul ilinin yüksek nüfusu ve ileri sanayi sektörü çevresel konularda pek çok sıkıntıyı da beraberinde getirmektedir. Hava, su ve toprak kirliliği gibi ana sorunların yanı sıra, çarpık kentleşme ve denetimsizlikten kaynaklanan görüntü ve gürültü kirliği gibi ikincil sorunlar da göze çarpmaktadır. İl genelinde bu sorunlarla birlikte hafriyat, atık yağ, kömür, kimyevî madde ve tıbbî atık denetimleri de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Çevre Koruma Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. İstanbul'da bugüne dek birkaç çevre faciası yaşanmıştır. 1966, 1979, 1982, 1994, 1999 ve 2004 tarihlerinde İstanbul Boğazı'nda gelen tanker kazalarında on binlerce ton akaryakıt Boğaz sularına karışmıştır. 1979 yılından bu yana İstanbul Boğazı'nda kaza ya da arıza sonucu sulara gömülen 28 geminin 11'i akaryakıt taşıyan tankerleredir. Deniz tabanındaki bu batıkların kimilerinden hâlâ akaryakıt sızması olduğu ve bunların Boğaz suyuna karıştığı sanılmaktadır.İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nün yaptığı araştırmaya göre Boğaz'da insan sağlığı açısından denize girmeye elverişli nokta bulunmazken, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarında halka açık plajlar bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminin ilk elli yılında hızla fabrikalarla dolan Haliç kıyılarıysa yakın geçmişte büyük çabalarla temizlenmiş kent içine yaydığı kötü kokudan kurtarılmıştır. İstanbul'da hava kirliliği ise doğalgazın il genelinde yaygınlaştırılmasıyla büyük ölçüde azalma göstermekle birlikte hâlen büyük bir sorundur.İstanbul'da doğalgaz abonesi sayısı 2008 yılında 3.5 milyona yaklaşırken; bunun sonucu olarak 1997 yılında 88 mcg/m3 olan kükürdioksit miktarı, 2007-2008 yıllarında 13-14mcg/m3a kadar düşmüştür.2004 yılı verilerine göre çevreyi deniz, gürültü ve hava kategorilerinde, Türkiye'de çevreyi en fazla kirleten il İstanbul'dur.

    Ekonomi

    İstanbul, kurulduğu dönemden başlayarak bulunduğu bölgenin ve ait olduğu devletin ekonomik merkezi olma niteliğini korumuştur. Cumhuriyet döneminde de İstanbul ülkenin ekonomik anlamda en ileri merkezi olma merkezi özelliğini korumaktadır.İlin ülke gayrisafi millî hasılası içindeki payı %27, devlet bütçesine katkısıysa %40 düzeyindedir. Yıllık döviz girdisi 3.820.386.391 TL'ye ulaşmıştır. İstanbul ili genelinde ekonomik etkinlikler çok büyük çeşitlilik göstermektedir.

    Ticaret ve sanayi

    Ticaret, İstanbul'un gelirinde en büyük paya sahip olan sektördür. İlde bu sektörün gelişmesinde Boğaz köprülerinin, Asya ve Avrupa gibi merkezler arasında uzanan otoyolların hiç kuşkusuz büyük katkısı vardır. Aynı şekilde demiryoluyla da Asya ve Avrupa'ya bağlanması ve büyük limanları olması da bu konuda etkilidir. İstanbul ticaret sektörü ülke toplamının %27'sini oluşturur. Dışalım ve dışsatım konusunda da İstanbul ili Türkiye çapında birinci sıradadır.Türkiye'de hizmet veren özel bankaların tümünün, ulusal çapta yayın yapan gazetelerin, televizyon kanallarının, ulaşım firmalarının ve yayınevlerinin ise tümüne yakınının genel merkezleri İstanbul'dadır. Nitekim, İstanbul ili ekonomisinde bankacılıkla birlikte ulaştırma-haberleşme sektörü %15'i aşan bir paya sahiptir. Türkiye'nin büyük sanayi kuruluşlarından pek çoğunun genel merkezi ve fabrikası İstanbul ilinde bulunmaktadır. İlde madeni eşya, makine, otomotiv, gemi yapımı, kimya, dokuma, konfeksiyon, hazır gıda, cam, porselen ve çimento sanayii gelişkindir. 2000'li yılların başında payı %30'a yakın olan sanayi, ticaretten sonra ildeki ikinci büyük sektördür.[65] Cumhuriyet'in kurulmasıyla hızla sanayileşen İstanbul'da ilk fabrikalar Haliç kıyılarına kurulmuş; ancak şehirde yarattıkları kirlilik ve kargaşadan ötürü birer birer tasfiye edilerek şehrin dışında oluşturulan organize sanayi bölgelerine taşınmışlardır. Atatürk Oto Sanayi Sitesi ve İkitelli Organize Sanayi Bölgesi İstanbul'un en büyük sanayi bölgeleridir. Ancak yerleşim yerlerinin önlenemez genişlemeleri nedeniyle buralar da günümüzde yerleşim yerlerinin arasında kalmışlardır.

    Turizm

    Binlerce yıldır, değişik insan topluluklarına yurt olan İstanbul topraklarının hemen her yöresinde, tarihin çeşitli dönemlerinden kalma tarihî eserlerle karşılaşmak mümkündür. Envanterlerde kayıtlı binlerce tarihî eser arasında, kent duvarları, saraylar, kasırlar, camiler, kiliseler, sinagoglar, çeşmeler ve konaklar bulunur. 2009 yılı istatistiklerine göre İstanbul, Antalya'dan sonra en çok turist ağırlayan ildir. 2009 yılı içinde ile hava, kara ve deniz yoluyla giriş yapan turist sayısı 7,5 milyonun biraz üzerindedir.Bunlar içinde %13,1'lik payla Almanlar birinci, 6,7'lik payla Ruslar ikinci sırada bulunur. İstanbul'un ağırladığı ilk turist kafilesi, 1863 yılında Sergi-i Umumi-i Osmani'yi ziyaret için gelmişti. Daha sonra İstanbul'un demiryoluyla Avrupa'ya bağlanmasıyla turist sayısı daha da artmış, artan konaklama talebini karşılamak için İstanbul'un ilk oteli Pera Palas kurulmuştur. İstanbul ilinde 2009 verilerine göre işletme belgeli 371 konaklama ve 405 eğlence tesisi bulunmaktadır. İstanbul'da pek çok müze bulunmaktadır ve bunlar içinde özel müzeler de vardır. 2009 yılında yalnızca devlet müzelerini 6,179,556 kişi ziyaret etmiştir. Ziyaret edilen mekânlar arasında 2,932,429 kişi ile Topkapı Sarayı başı çekerken, onu 2,444,956 kişiyle Ayasofya Müzesi izlemiştir. İstanbul'un tarihsel merkezi konumundaki Fatih ilçesi (Tarihî yarımada), Haliç çevresi yerleşimleri Beyoğlu ve Eyüp; Boğaziçi'nde Beşiktaş ve Sarıyer; Anadolu Yakası'nda Kadıköy, Üsküdar ve Adalar ilçeleri İstanbul'un tarih turizmi açısından zengin merkezleri arasında yer almaktadır. Doğa turizmi içinse Beykoz, Şile, Adalar ve Sarıyer'de ilgi çekici adresler vardır.

    Nüfus

    stanbul'un toplam 39 ilçesi vardır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) hazırlamış olduğu 2009 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Nüfus Sayımı Sonuçlarına göre İstanbul'un Toplam Nüfusu 12.915.158 kişidir. Toplam nüfus içerisinde 12.782.960 kent nüfusu, 132.198 de köy nüfusudur.Avrupa Yakası'nda 8,156,969; Anadolu Yakası'nda 4.416,867 kişi yaşamaktadır.İstanbul'un 39 ilçesi nüfus sayısı bakımından 2009 yılı verilerine göre incelendiğinde en çok nüfuslu ilçesi Bağcılar, en az nüfuslu ilçesi de Adalar olmuştur. İstanbul nüfusunun 6.498.997'sini erkekler, 6.416.161'ini kadınlar oluşturmaktadır. İlin nüfus profiliyse oldukça karmaşıktır. Sunduğu ekonomik olanaklar nedeniyle nüfus günümüzde bile hızlı artış göstermektedir. İstanbul'da yaşayıp, İstanbul dışı kütüklere kayıtlı olanlar arasında 681.214 kişiyle Sivas, 516.556 kişiyle Kastamonu, 455.393 kişiyle Giresun başı çekmektedir.İstanbul kütüğüne bağlı olanların sayısı 2.167.572'dir. İstanbul 'da yaşayan Sivas, Sinop, Bayburt, Ardahan, Erzincan, Giresun ve Kastamonuluların sayısının, kendi illerinin toplam nüfusundan daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. 1950'lerden itibaren hızla tırmaman nüfus İstanbul'da büyük sorunlara neden oldu. Önceleri birer köyken çarpık kentleşerek büyüyen merkezler günümüzde şehir merkeziyle bitişti. Çarpık kentleşme gecekondulaşma ve altyapısızlık gibi sorunları beraberinde getirdi. Sultanbeyli, Ümraniye, Esenler, Şişli gibi ilçeler, İstanbul'da düzensiz yapılaşmanın en yoğun görüldüğü örneklerdendir.Hâlen artmakta olan nüfusu barındırabilmek için il genelinde, genellikle şehir dışında toplukonut projeleri başlatılmaktadır. Bugün, Türkiye'nin ilk uydukentlerinden olan Ataköy, şehir merkezi içinde kalmış; Başakşehir, Bahçeşehir, Ataşehir gibi yerlerse ilçe büyüklüğüne eriştikleri için bağlı bulundukları yerlerden kopartılarak bağımsız ilçe yapılmışlardır. İstanbul'un nüfus yoğunluğu özellikle Beyoğlu, Beyazıt, Mahmutpaşa, Kadıköy, Üsküdar, Maslak, Beşiktaş, Mecidiyeköy, Bakırköy ve Levent gibi merkezlerde hissedilmektedir. Buralar İstanbul'da ticaret ve hizmet sektörleriyle, şehiriçi ulaşımın merkezi konumundadır.

    Kültür ve sanat

    Bizans döneminden başlayarak, Cumhuriyet'e değin ait olduğu devletlere başkentlik yapan İstanbul'da devlet erkânının varlığı ve buna bağlı olarak yoğun bir nüfusun barınması nedeniyle kültürel etkinlikler yoğun biçimde yürütülmüştür. Başkent Ankara'ya taşındıktan sonra da, geçmişte sahip olduğu kültürel birikimi korumayı başarmıştır. İstanbul, Osmanlı döneminde ülke için ilk olan pek çok olaya sahne olmuştur. Ülkede günümüz anlamında tiyatronun azınlıklar arasında başladığı bilinmektedir.Ancak ilk Türkçe oyun, 1861 yılında Güllü Agop'un kurduğu Gedikpaşa Tiyatrosu'nda oynanmıştır. Daha sonra Agop, kumpanyasının adını devletten aldığı desteğe atfen Tiyatro-yı Osmani olarak değiştirmiştir.İstanbul'un ilk operaevi ise Galatasaray'da 1840 yılında Dikran Çuhacıyan tarafından açılmıştır. İlk sinema filmi, Fuat Uzkınay'ın çektiği Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adlı filmdir. Bu filmin kopyaları günümüze ulaşamamıştır. Günümüzde de İstanbul sinema, tiyatro, müzik, sergiler ve çeşitli sahne sanatları konusunda Türkiye'nin en önde gelen şehridir. Ülkedeki müzik, film ve seslendirme stüdyolarının hemen hemen tümü İstanbul'dadır. Bu nedenle ulusal çapta tanınan sanatçıların pek çoğu İstanbul'da ikâmet etmektedir. İstanbul ili başta Suriçi'nde olmak üzere, gerek ülkenin gerekse dünyanın seçkin müzelerine ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan, Topkapı Sarayı Türk ve İslam eserleri; İstanbul Arkeoloji Müzeleri ise Anadolu'da insan uygarlığı konusunda ün salmıştır. İstanbul'da müzecilik 1846 yılında Tophane Müşiri Ahmet Fethi Paşa'nın Aya İrini'de kurduğu ve silahların sergilendiği müzedir. İstanbul'da dünyaca ünlü sanatçıların yapıtlarının sergilendiği sanat galerileri ve 40 kadar özel müze de vardır. Bunlar arasında en önde gelenler Sakıp Sabancı Müzesi, Pera Müzesi ve İstanbul Modern Sanat Müzesi'dir. İstanbul'da pek çok kültürü içinde barındıran bir şehir olduğundan, halk gelenek ve görenekleri de oldukça çeşitlidir. Müslümanların çoğunlukta olduğu İstanbul'da günlük yaşamın İslamî ögelerle harmanlandığı bilinmektedir. Günümüze de ulaşan pek çok geleneğin kökeni Osmanlı İstanbul'una doğmuştur. Müslümanlıkta kutsal sayılan gecelerde minarelerin kandillerle aydınlatılması bunun ilk örneklerindendir. Yüzyıllardır süren bu gelenek sonucunda "kandil gecesi" tanımı genelleşerek tüm kutsal geceler için kullanılmaya başlanmıştır. Yine Ramazan aylarında minareler arasına mahya gerilmesi bir Osmanlı dönemi İstanbul geleneğidir. 18'inci yüzyılda tüm iki minareli camilerin mahyalarla aydınlatılması padişah fermanıyla buyrulmuştur. Bir tür görsel şölen yaratan bu gelenek, daha sonra ülke geneline yayılmıştır. Ramazan aylarında iftar vaktinin geldiği top atarak ahaliye duyurmak da İstanbul'da doğan bir gelenektir. İstanbul'un toplumsal yaşamında en büyük etkiyi bırakan ögelerden biri de vakıflardır. (Çoğulu: Evkaf) Belediyecilik kültürünün görece geç yerleştiği İstanbul'da şehrin gereksinimleri büyük ölçüde bu vakıflarca karşılanıyordu. Yol ve su gibi temel sorunların yanı sıra, yoksullara yardım, çocukları sevindirme ve hayvanları koruma gibi amaçlarla kurulmuş pek çok vakfın varlığı bilinmektedir. İstanbul şehir efsanelerinin çok sık görüldüğü bir merkezdir. Bunların bir bölümü Bizans dönemine dayanmaktadır. Şehrin kuruluşundan başlayarak onlarca efsane anlatılmaktadır. Nitekim şehrin kuruluşunu anlatan gerçek tarihî belgelerle, şehir efsaneleri ve mitik ögeler birbirine karışmış durumdadır. Evliya Çelebi'nin Osmanlı dönemi coğrafyasını anlattığı gezi güncesi Seyahatname'de, yazar bu efsanelerden birkaçına yer vermiştir. İstanbul kurulurken kentin çeşitli yerlerine 15 büyülü tılsımın yerleştirilmesi, Ayasofya ve Topkapı sarayı arasında bir tünelin olduğu,İsa'nın gerildiği çarmıhın bir parçasının Çemberlitaş'ın temeline karıştırıldığı,Bizanslıların Osmanlılara bırakmamak için tüm hazinelerini Haliç'e dökmesi ve mezardaki metfun annesinden canlı doğan çocuk gibi pek çok efsane İstanbul'da kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Şehrin pek çok noktasında kutsallık atfedilmiş yatır ve türbeler vardır. İl genelinde yaygın din İslam olmakla birlikte, İstanbul Türkiye'de gayrimüslim nüfusun en fazla olduğu ildir. Bunların büyük bölümünü Anadolu yerlisi Ermeni ve Rum kökenli yurttaşlarla, göçmen Museviler oluşturmaktadır. İlde toplam 3028 cami, 40 kilise, 16 sinagog vardır. İstanbul'a özgü yöresel bir giyim tarzı bulunmamaktadır. Kullanılan giyim eşyaları yasal düzenlemelere ve dönemin moda akımlarına göre değişiklikler göstermiştir.

    Şenlik ve kutlamalar

    İstanbul'da ulusal ve dinî bayramların yanı sıra, şehrin tarihine yön veren kimi olaylar da kutlanmakatdır. Her yıl şehrin Türklerin eline geçişinin yıldönümü 29 Mayıs günü törenlerle kutlanır. "Fetih Bayramı" adı altında yapılan gösterilerde, İstanbullu öğrencilerin şiir, yazı ve temsilleri yer alır. Şehrin çeşitli noktalarında yerli sanatçılar halk konserleri verir. Ramazan aylarında Haliç kıyılarında bulunan Feshane'ye gitmek köklü geleneklerdendir. Daha çok Doğu kökenli İstanbul sakinlerinin katıldığı Nevruz bayramlarındaysa kutlamaların Kazlıçeşme'de yapılması geleneği yerleşmiştir. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkentlerinden biri olarak seçilen İstanbul'da, bu olay da konserler ve çeşitli kültürel etkinliklerle kutlanmıştır. Ulusal bayramlardan olan Cumhuriyet Bayramı'ysa, İstanbul'da önemli bir yere sahiptir. Daha önce bir Cumhuriyet Bayramı'nda açılarak hizmete giren Boğaziçi Köprüsü, günümüzde İstanbul'da Cumhuriyet kutlamalarının merkezi olmuş durumdadır. Köprüye yerleştirilen havaî fişek ve lazer düzenekleriyle, İstanbullulara görsel bir şölen sunulur. Bunlar dışında İstanbul'da geleneksel hâle gelen pek çok kültür-sanat etkinliği bulunur. Uluslararası İstanbul Film Festivali, Uluslararası İstanbul Müzik Festivali, İstanbul Bienali, Rumeli Hisarı Konserleri ve Rock'n Coke gibi etkinliklere İstanbul'da uluslararası düzeyde katılım gerçekleşir.